Kategoriler
Kitaplar

Dünün Dünyası (Stefan Zweig)

Dünün Dünyası, 1881 yılında Viyana’da doğmuş Stefan Zweig’ın doğup büyüdüğü yerleri, kariyerinin gelişimini ve dünya savaşını anlattığı Can yayınları tarafından yayınlanmış bir biyografi kitabıdır.

Kitap yazarın doğduğu Viyana ve Avusturya kültürü ile başlamaktadır. Hayattan zevk alma anlayışı ile yaşayan Avusturyalılar, sanatı halkın her kesimine yaymayı iyi bir şekilde başararak çok yüksek bir sanat kültürü yaratmışlardır. Her kesim için birleştirici bir unsur olan sanat anlayışı o kadar ilerlemiştir ki sahnede gösterilen oyunlar en ufak bir nota hatasında veya gecikmede seyirci anında tepki verir. Bu tür bir anlayış Stefan Zweig’ın kültürel gelişimine büyük katkı sağlar.

Ancak esas gelişimini genç yaşında Stefan Zweig, arkadaşları ile sürekli olarak sanatta mükemmellik adına şiir dizeleri ve diğer sanatsal konular üzerinde yapmış olduğu tartışmalar ile sağlar. Bu onu daha okul çağında öğretmnelerinden daha fazla bilgi bilmeye ve bir konuda mükemmelleşmek için sahip olması gereken eleştirel bakış açısı ve entellektüel derinliğe sahip olmasını sağlar.

İlerleyen dönemde ünlü bir yazar olan Zweig, birinci dünya savaşı ile birlikte savaşla tanışır. Savaşın getirmiş olduğu sefalet ve zorlukları kitabında muhteşem gözlem yeteneği ile anlatır. Daha sonrasında savaşın bitmesi ve on yıl süren refah döneminde yaşadıkları, seyahatleri ve tanıştığı insanları anlatan Zweig, kitabı İkinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında tamamlar.

Kitapta yer almayan bir bilgi olarak yazar ve eşi savaştan kaçmak için gittikleri Brezilya’da avrupanın içine düşmüş olduğu bu sıkıntılı durumu kaldıramayarak intahar ederler.

Kitap içerisinde yüzlerce enteresan ufak detaylar var, bunlardan bir kaç tanesi üzerine fikirlerimi sizler ile paylaşmak istiyorum.

  • Hayatta sıkıntılı dönemler her zaman olabilir, birinci dünya savaşı döneminde 40 yıl boyunca para biriktirmiş kişiler bir anda biriktirdiklerinin pul olduğu görmüşler. Maddi olan hiçbir şeye hiçbir zaman tam anlamıyla güvenmemek lazım. Yazar bununla ilgili “Paranın ihanetine tanıklık edince içimizdeki ölümsüzlüğün gerçek istikrar olduğunu hissetmiştik.” demektedir.
  • Bir eserin son hali yaratım süreci ile ilgili bilgi sağlamaz. Yaratıcı gücün arkasındaki prosesi öğrenebilmek için taslak çalışmalara bakmak gereklidir. Yazar bu konuda obsesif bir hale gelerek, Leonardo Da Vinci, Beethoven, Balzac dahil bir çok kişinin taslak çalışmalarının peşine düşer. Bu sayede eserlerin nasıl şekillendiğini çok daha iyi anlar. Bununla ilgili Goethe “büyük eserlerin değerini anlamak için onu sadece tamamlanmış şekliyle değil, oluşum süreciyle de öğrenmek gerekir.” demiştir.
    • Stefan Zweig bir dönem dünyanın en büyük taslak çalışma koleksiyonerlerinden birisi olmuştur.
  • Kişinin kendi içerisinde olduğu dönemi objektif bir şekilde yorumlaması çok zordur. Farklı kaynaklardan sürekli olarak değerlendirme yapmak önemlidir. Hatta bununla ilgili kitap içerisinde “Onun kişiliği üzerine en doğru tarihsel değerlendirmeyi, biz çağdaşların sahip olduğu belgelerden daha geçerli belgelere sahip olacak gelecek kuşaklar yapacaktır.” sözü yer almaktadır.
  • İnsanların bulunduğu “ekosistem” her şeyden çok daha fazla önemlidir. Bulunduğu şehir, yaşadığı ev, okuduğu kitaplar, tanıştığı ve zaman geçirdiği arkadaşların toplamı kişinin karakterini ve düşüncelerini şekillendirir.

Kitaptan altını çizdiğim bazı cümleler,

  • O ateşli tartışmalar, çılgınca mücadeleler, karşılıklı duyulan hayranlıklar ve yapılan eleştiriler, kalemimin ve sinirlerimin dayanma gücünü ne kadar da erkenden perçinlemiş, düşün dünyamı ve ileriye yönelik bakış açımı ne kadar da zengnleştirmiş ve bizleri, okulumuzun ıssız ve sıkıcı ortamından alıp nasıl da yükseklere çıkarmıştı.
  • Çünkü gelenek her zaman engel anlamına gelir.
  • İlk gençlik yıllarında rastlantısal olaylar insana yazgı gibi gelir. Hayatın gerçek yolunun kendi iç dünyamız tarafından belirlendiği sonradan öğrenilir.
  • Bana hayranlık duyanlarda vardı, karşı çıkanlar da. Bu da aslında bir kendine özgünlüğün söz konusu olduğunu gösterir.
  • Bu seyahatim sırasında iç dünyamın zenginleşmesi anlamında bana çok şey sunan o büyüleyici tapınaklar, harap olmuş saraylar ve Himalaya dağları değil, tanıdığım insanlar, Avrupalı bir yazarın genellikle karşılaşamayacağı başka bir dünyanın başka türlü insanlarıydı.
  • Ama her gölge, sonuçta bir ışığın çocuğudur. Aydınlık ile karanlığı, savaş ile barışı, yükseliş ile çöküşü yaşamış olan bir kişi, hayatı gerçek anlamda yaşamış demektir.

Bu kitap bence herkesin mutlaka okuması gereken içerisinde çok değerli gözlemler barındıran bir biyografi kitabıdır.

Kitap kapağı fotoğrafı: https://canyayinlari.com/kitapdetay/19049/dunun-dunyasi/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s