Kategoriler
Kitaplar

Robinson Crusoe (Daniel Defoe)

Bir çocuk kitabı olarak bizlere okutulmuş olan Robinson Crusoe’yi 2010 yılında Türkiye İş Bankası yayınları tarafından yayınlanmış olan versiyonunu okudum. Serdar Kuzuloğlu bir programda bu kitabı önermişti ve aslında tam bir çocuk kitabı olmadığını iletmişti. Bunun üzerine kitabı tekrardan okumaya başladım. Kitap gerçekten sadece çocukların değil tüm yetişkinlerin mutlaka bir ara okuması gereken bir eserdir.

Kitap aslında bildiğimiz hikaye olan Robinson Crusoe adlı kahramanın İngiltere’deki hayatını bırakıp denize açılması, burada bir kaza geçirip bir adaya düşmesi ve bu adada 30 yıl boyunca başına gelenleri ele alan bir roman. Ancak kitapta bana enteresan gelen noktalardan bir tanesi Robinson Crusoe karakterinin ada hayatı ve genel olarak insan hayatına dair olan gözlemleri.

Bu roman içerisinde Robinson bizlere bence ne kadar imkansızlık ve çaresizlik içerisinde olursak olalım, biraz etrafı gözlemlemeye başladığımızda istediğimiz düzeni kurmak için aslında sandığımızdan çok daha fazla şeye sahip olduğumuzu anlatıyor. Ayrıca bizlerin biraz hafife aldığı yardımcı aletlerin ne kadar önemli şeyler olduğunu, insanın ihtiyacınının olmadığı şeyleri istiflemesinin aslında ne kadar gereksiz olduğunu, korku ve endişe ile yaşarken aslında bazı fırsatları nasıl kaçırdığımızı anlatıyor.

Ben romanı biraz günümüz dünyası için yorumlamaya çalıştım ve aşağıdaki noktaların günlük hayatımızda önemli olduğunu düşünüyorum,

  • Şükretmek : Sahip oldukların için, hayatta olduğun için ve ne olursa olsun mücadele hala devam ettiği için şükretmenin önemi.
  • Doğru yardımcı aletlere sahip olmak: Romanın bir yerinde yazar “Zamanımın büyük bir bölümünün bu kadra az işle geçmesinin nedenini göstermek için bu işi özellikle anlatıyorum; yani yardımla ve gerekli aletlerle çok kısa sürede yapılabilecek işler, tek başına ve elle yapılınca sınırsız emek ve muazzam zaman gerektiriyordu.” Bu cümle bence üzerinde düşünülmesi gereken bazı önemli soruları tetikliyor.
    • Ben hayatımda hangi araçları ne kadar iyi kullanıyorum ? Yeteri kadar teknolojinin bana sağladığı faydalardan, etrafımdaki insanların bana sağlayabileceği yardımlardan yararlanıyor muyum ?
    • Kullanmadığım bazı araçlar yüzünden zamanımı harcıyor olabilir miyim ? – Teknolojiyi veya diğer araçları daha iyi kullansaydım hayatım nasıl farklı olurdu ?
    • Hayatımda kullandığım hangi araçlar bana ne kadar zaman kazandırıyor ? – Hangi araçları iyi kullanıyorum ve bunlar bana ne fayda sağlıyor ?
  • Çabalamak : Ne olursa olsun, durum ne kadar umutsuz görünürse görünsün sürekli olarak çabalamak.
  • Sahip olmak : Burada kitapta iki farklı yorum bulunuyor. Duruma göre ikisi de farklı yorumlanabilir. Öncelikli olarak işe yarar şeylere sahip olmak benim çıkarttığım yorum oldu.
  • Bunlardan bir tanesi Robinson’un gemiden ayrılırken gemide taşıyabileceği ne var ne yoksa daha sonradan işine yarayabilir diyerek alması ve bunlara sahip olması. Bu materyallere daha sonrasında şükretmesi ve bir düzen kurmasında oldukça faydalı olması.
  • Bir diğeri ise adada düzeni kurduktan sonra şeker vb. şeylere ihtiyaç duyarken hiç işine yaramayan İngiliz parasının ve altınının bulunması.
  • Durum analizi yapmak : Her zaman negatife veya pozitife odaklanma hatasına düşmeyip arada objektif biçimde mevcut durumumuzu gözlemleyebilme yeteneği.
  • Belirsizlik : Hayatta en düzeni kurdum artık dediğiniz anda bile belirsizlik var, maceradan kaçmak yerine macera ile yaşayarak keyif almanın önemi.

Daniel Defoe (1660 – 1731) Londra’da varlıklı bir ailede dünyaya geldi. İyi bir akademik eğitimin ardından ticarete atıldı. Çetin ve macera dolu ticaret hayatının ardından siyasi yergilerle yazarlığa başladı. Gazetecilik kariyerinin ardından çeşitli eserler yazan Daniel Defoe 1719 yılında Robinson Crusoe romanını yayınladı.

Kitaptan altını çizdiğim bazı cümleler,

  • Fakat insanın başarısıyla şımarması çoğunlukla en büyük sıkıntılarının da kaynağıdır.
  • Bence elde edemediklerimizle ilgili bütün huzursuzluğumuz, sahip olduklarımız için şükretme huyumuz olmamasından kaynaklanıyordu.
  • (Altın ve gümüş) Yani bunların bana hiçbir yararı yoktu, ama işte çekmecede yatmakta ve yağmur mevsimlerinde mağaradaki nemin etkisiyle küflenmekteydiler, çekmece elmaslarla dolu olsa bile durum değişmezdi; hiçbir faydaları dokunmadığından benim gözümde değerleri olmazdı.
  • Azıcık derinlemesine düşündüğümde, olayların doğası ve onlardan çıkardığım deneyimler, tek sözcükle bana bu dünyadaki bütün iyi şeylerin ihtiyaçlarımız dışında bir işe yaramadığını ve başkalarına vermek için ne kadar istiflersek istifleyelim, yalnızca kullanabildiğimiz kadarının keyfinin sürebildiğimizi gösteriyordu, daha fazlasının değil.
  • Aslında dünyada gözümüzün önünde duranların pek azını görürüz.
  • Bazen kurtuluşumuza sandığımızdan daha yakınızdır, hatta yıkımımıza yol açacakmış gibi görünen araçlar kurtuluşumuzu getirir.
  • O zamandan beri kötülüğü beklemenin, kötülük yüzünden acı çekmekten daha ağır olduğunu gözlemledim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s